Anadolu’nun köklü gastronomi mirasına sahip şehirlerinden biri olan Kastamonu, yüzyıllardır zengin mutfak kültürüyle dikkat çekiyor. Orman ürünlerinden hayvansal gıdalara, hamur işlerinden yoğurtlu tariflere kadar uzanan geniş yelpazesiyle Kastamonu mutfağı, Türkiye’nin en fazla yemek çeşidine sahip yöresel mutfakları arasında yer alıyor. Sabah Gazetesi yazarı İdil Açıkalın da kaleme aldığı yazısında, Kastamonu mutfağında yer alan yaklaşık 800 yemek arasından öne çıkan üç özel lezzeti seçerek okurlarıyla paylaştı.

Açıkalın’ın seçtiği bu üç yemek, sadece damaklarda iz bırakmakla kalmıyor; aynı zamanda Kastamonu’nun tarihini, kültürünü ve coğrafi özelliklerini de sofralara taşıyor. Yörede yüzyıllardır yapılan ve kuşaktan kuşağa aktarılan bu tarifler, Kastamonu mutfağının neden bu kadar güçlü ve özgün olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.

Kastamonu Mutfağı Neden Bu Kadar Zengin?

Kastamonu mutfağının temelinde, bölgenin doğal yapısı yatıyor. Geniş orman alanları, bereketli topraklar ve hayvancılığın yaygın olması; mutfağın çeşitlenmesini sağlayan en önemli etkenler arasında yer alıyor. Tarımsal ürünler, et ve hamur işlerinin ustalıkla bir araya getirildiği bu mutfakta, 800’ün üzerinde yemek çeşidine rastlanıyor. Üstelik bu yemeklerin yaklaşık 500’ü, Kastamonu’nun farklı ilçe ve köylerinden derlenen yerel tariflerden oluşuyor.

İşte tam da bu zenginlik içerisinden seçilen üç lezzet, Kastamonu sofralarının vazgeçilmezleri arasında bulunuyor.

Simit Tiridi: Bayat Simidin Efsanevi Yorumu

Simit Tiriti

Kastamonu mutfağının en bilinen yemeklerinden biri olan simit tiridi, bayat simitlerin değerlendirilmesiyle ortaya çıkan, ancak lezzetiyle başlı başına bir ana yemek olmayı başaran özel bir tarif. Kastamonu’ya özgü simitlerin kullanıldığı bu yemek, kemik suyu, sarımsaklı yoğurt ve tereyağıyla birleşerek doyurucu bir sofralık haline geliyor.

Simitler önce dilimlenip parçalara ayrılıyor, ardından sıcak kemik suyuyla ıslatılıyor. Üzerine eklenen sarımsaklı yoğurt, baharatlarla kavrulmuş kıyma ve eritilmiş tereyağı sayesinde ortaya çıkan lezzet, özellikle kış aylarında Kastamonu sofralarının baş tacı oluyor. Hem pratik hem de besleyici olan simit tiridi, yöresel mutfağın israfı önleyen anlayışını da yansıtıyor.

Patates Paçası: Yoğurt ve Sarımsağın Uyumlu Dansı

Patates Paçası

Kastamonu mutfağında yoğurtlu yemeklerin ayrı bir yeri bulunuyor. Patates paçası da bu geleneğin en güzel örneklerinden biri. Haşlanmış patateslerin yoğurt, Taşköprü sarımsağı ve nişasta ile pürüzsüz bir kıvam alana kadar çekilmesiyle hazırlanan bu yemek, hem hafif hem de oldukça lezzetli.

Tereyağında kısa süre pişirilen karışım, salça ve kuru nane ile hazırlanan özel sosla tamamlanıyor. Özellikle Taşköprü sarımsağının aroması, yemeğe karakteristik bir tat kazandırıyor. Patates paçası, Kastamonu mutfağının sade ama güçlü lezzet anlayışını en iyi yansıtan tarifler arasında yer alıyor.

Tavuklu Banduma: Kastamonu Sofralarının Yıldızı

Tavukç Banduma

Kastamonu denildiğinde akla gelen ilk yemeklerden biri olan banduma, özellikle davet sofralarının vazgeçilmezi olarak biliniyor. Tavuk eti, bandumaya özel yufka, tereyağı ve cevizle hazırlanan bu yemek; hem görsel hem de lezzet açısından oldukça iddialı.

Haşlanan tavuk etleri didikleniyor, elde edilen tavuk suyu ise yufkaların lezzetlenmesinde kullanılıyor. Yufkalar tavuk suyuna batırılarak kat kat diziliyor ve aralarına dövülmüş ceviz serpiştiriliyor. En son üzerine gezdirilen tereyağıyla birlikte banduma, sıcak servis edilerek sofraya sunuluyor. Hafifliği ve doyuruculuğu sayesinde Kastamonu mutfağının en sevilen yemeklerinden biri olmayı sürdürüyor.

Kastamonu Mutfağı Kültürel Bir Miras Sunuyor

İdil Açıkalın’ın seçtiği bu üç yemek, Kastamonu mutfağının sadece birer örneği. Yüzlerce yıllık geçmişe sahip bu tarifler, bölgenin kültürel mirasını yaşatmaya devam ediyor. Geleneksel yöntemlerle hazırlanan ve doğal ürünlerle zenginleştirilen Kastamonu yemekleri, günümüzde gastronomi meraklılarının da ilgisini çekiyor.

Kastamonu mutfağı, sadece karın doyuran bir anlayış değil; geçmişle bugün arasında kurulan güçlü bir bağ olarak sofralarda yaşamaya devam ediyor. Bu üç özel lezzet ise bu köklü mutfak kültürünün en güçlü temsilcileri arasında yer alıyor.

Kaynak: Sabah Gazetesi