Kastamonu’nun coğrafi işaretli değerlerinden biri olan Tosya kıstısının ustalarının azalması üzerine harekete geçildi. Kastamonu Olgunlaşma Enstitüsü, geleneksel el sanatını yaşatmak ve yeni ustalar yetiştirmek amacıyla kıstı atölyesi kurarak üretime başladı.
Tosya ilçesiyle özdeşleşen ve başka bir yerde üretimi yapılmayan işlemeli altın gerdanlık “kıstı”, tamamen el işçiliğine dayanıyor. İlçede bu sanatı icra edebilen yalnızca iki ustanın kalması nedeniyle kıstı siparişlerinde uzun bekleme süreleri yaşanıyor.
19. Yüzyıla Dayanan Köklü Bir El Sanatı
Enstitü Müdürü Dr. Ayten Canaslan, Tosya kıstısının kökeninin 19. yüzyıla uzandığını belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Kıstı genelde 22 ayar altından, nadir olarak da gümüşten yapılmaktadır. Tosya'da kıstı geleneği yüzyıllardır düğünlerde gelinlere takılarak yaşatılmaktadır. Kıstının en belirgin özelliği, balığı andıran stilize motifidir. 'Ayak' olarak adlandırılan bu motifler, boynu çevreleyen karakteristik bir gerdanlık oluşturmak üzere 33 adet ayak ve 34 adet kementinin ipe dizilmesiyle oluşturulmaktadır. Takıda yer alan balık sembolü, bereket ve sabrı temsil etmektedir."
Kıstı sanatının sınırlı sayıda usta tarafından sürdürüldüğünü vurgulayan Canaslan, unutulmaya yüz tutmuş bu değeri korumak için iki yıldır kapsamlı saha çalışmaları yürüttüklerini ifade ederek şunları kaydetti:
"Günümüzde bu köklü el sanatını sürdüren sınırlı sayıda usta bulunmaktadır. Yeni çırakların yetiştirilememesi nedeniyle unutulmaya yüz tutmuş bu el sanatını yaşatma hedefiyle Kastamonu Olgunlaşma Enstitümüz son iki yıldır kapsamlı saha çalışmaları yürütmektedir. Bu süreçte ustalarla birebir görüşmeler gerçekleştirilmiş, üretim süreçleri incelenmiş ve geleneksel teknikler titizlikle kayıt altına alınmıştır. Saha çalışmalarının devamı niteliğinde, Tosya kıstısının yaşatılması ve kültürel miras olarak korunması amacıyla enstitümüzde kıstı atölyesi kurulmuş ve üretim faaliyetlerine başlanmıştır.
Gelenekten geleceğe köklü izler bırakmaya devam eden Enstitümüzün bu faaliyetleri, Tosya kıstısının unutulmasını engelleyerek ürün yelpazesini genişletirken, özgün formunun korunmasını ve gelecek nesillere doğru şekilde aktarılmasını sağlamak adına büyük önem taşımaktadır."

“Kıstıyı Türkiye'de Yapan Üç Tane Usta Var”
Enstitü bünyesinde kıstı üretimine başlayan Vedat Ergün ise farklı şehirlerde kuyumculuk yaptıktan sonra üç yıl önce Kastamonu’ya yerleştiğini belirtti. Ergün, süreci şu sözlerle anlattı:
"Kuyumculuk geçmişim olması nedeniyle bu tarz öneriler geldi. Deneme yanılma yöntemiyle başladım. Artık bu işi yapmayan bir ustadan yardım aldık. Şu ana kadar 2 gümüş set yaptık. Bunun yanında üç tane broş, üç çift küpe bitirdik. Bundan sonra da tekrar dördüncü sete geçmeyi planlıyoruz."
Bölgede kıstı ustasının neredeyse kalmadığını vurgulayan Ergün, "Kıstıyı Türkiye'de yapan üç tane usta var. Ahmet Usta bıraktı. Biz de ondan rica ettik, o da sağ olsun bildiği, hatırladığı kadarıyla bize öğretti. Tosya yöresine ait özel bir takıdır. Bir ailenin kız çocuğu olduğunda hemen siparişi verilirdi, çeyizin bir parçasıydı. İyi bir usta bir seti 15 günde yapabiliyor. Eğer yeni başlayan biriyse çok daha uzun sürer." ifadelerini kullandı.

“Gelecek Nesillere Duyurabilmek İçin Çalışıyoruz”
Arzu Alaca da 15 yıl el nakışı alanında usta öğreticilik yaptığını belirterek, Olgunlaşma Enstitüsü’ne geçtikten sonra kıstı üretimine başladığını söyledi. Alaca, şunları dile getirdi:
"Biz gümüşten kıstı çalışıyoruz. Kıstının ana malzemesi, ilk başlangıcından beri altın ama biz burada gümüş çalışıyoruz. İlerleyen dönemlerde altın da çalışmaya başlayacağız. Unutulmaya yüz tutmuş, şu an birçok kişi tarafından ismi dahi bilinmeyen yöresel bir takıyı Türkiye, dünya genelinde tanıtmak istiyoruz. Kastamonu'da bulunan ustamız bu işi bırakmıştı. Tosya'daki 2 usta da belli bir yaştan sonra bırakacaklardı. Biz de bu geleneksel takının sürdürülebilmesi için öğrenmek için elimizden geleni yaptık. Gelecek nesillere duyurabilmek için çalışıyoruz."
Kastamonu Olgunlaşma Enstitüsü’nün başlattığı bu çalışma ile Tosya kıstısının hem üretiminin artırılması hem de kültürel miras olarak korunarak gelecek kuşaklara aktarılması hedefleniyor.














