Kastamonu’nun Pınarbaşı ilçesinde, yerleşim alanlarından uzakta bulunan Asar Camii, yalnızca asırlık mimarisiyle değil, kuşaktan kuşağa aktarılan esrarengiz hikâyesiyle de merak uyandırıyor. Yaklaşık 600 yıllık olduğu düşünülen tarihî yapı, yöre halkı arasında “Yürüyen Cami” adıyla biliniyor.
Demirtaş, Hocalar, Şirinler ve Uzla köylerinin ortasında kalan cami; sarp kayalıkların eteğinde, iki yanı uçurumlarla çevrili küçük bir düzlükte yer alıyor. Bir kartal yuvasını andıran konumu, yapıya ulaşanları daha ilk bakışta etkiliyor. Çevresinde düzenli bir yerleşim bulunmaması ise caminin neden böylesine güç bir araziye inşa edildiği sorusunu beraberinde getiriyor.

Asar Camii’nin yapım tarihi bilinmiyor
Asar Camii’nin hangi yılda ve kim tarafından yaptırıldığına ilişkin kesin bir kayıt bulunmuyor. Yaklaşık altı asırlık olduğu değerlendirilen yapının, Ali Danişmend Zaviyesi’nin kurulduğu dönemlerde inşa edilmiş olabileceği düşünülüyor.
Cami, Anadolu’nun geleneksel yapı anlayışının dikkat çekici örneklerinden biri olan ahşap çatma tekniğini taşıyor. Ahşap malzemenin belirleyici olduğu bu mimari yöntem, yapının yüzyıllar boyunca ayakta kalabilmesinde önemli bir rol üstleniyor. Ancak Asar Camii’ni çevredeki diğer tarihî yapılardan ayıran asıl özellik, bulunduğu yerle ilgili anlatılan sıra dışı rivayet oluyor.

Yeri yedi kez değiştirildi, her seferinde geri döndü
Asar Camii’nde 51 yıldır fahri imamlık yapan Satı Davut Hocaefendi’nin aktardığı anlatıya göre köylüler, eski dönemlerde camiyi daha düz ve köylere yakın bir alana taşımak istedi. Yapının parçaları yeni yerine götürülerek cami yeniden kuruldu. Fakat ertesi sabah caminin ilk bulunduğu noktaya döndüğüne inanıldı.
Köylüler aynı işlemi yeniden denese de anlatılanlara göre sonuç değişmedi. Caminin taşınması için toplam yedi kez girişimde bulunuldu ve yapı her defasında eski yerine geri geldi. Bunun üzerine caminin bulunduğu yeri kendisinin seçtiğine inanılarak taşıma düşüncesinden vazgeçildi.


Yöre halkı “Yürüyen Cami” olarak tanıyor
Nesiller boyunca anlatılan bu hikâye, Asar Camii’nin halk arasında “Yürüyen Cami” adıyla anılmasını sağladı. Rivayetin tarihsel olarak belgelendiğine dair kesin bir bilgi bulunmasa da sözlü kültürdeki yerini hâlâ koruyor.
Issızlığı, uçurumların arasındaki sıra dışı konumu ve yüzyıllara meydan okuyan ahşap mimarisiyle Asar Camii, Pınarbaşı’nın keşfedilmeyi bekleyen kültürel mirasları arasında bulunuyor. Caminin yedi kez yürüdüğüne ilişkin anlatı ise Kastamonu’nun tarih, inanç ve halk kültürünü aynı noktada buluşturan en dikkat çekici hikâyelerden biri olmayı sürdürüyor.





