Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından düzenlenen “955. Yılında Malazgirt Zaferi” başlıklı panel, Türk tarihinin dönüm noktalarından biri olan Malazgirt Zaferi’ni farklı yönleriyle ele aldı. Akademisyenlerin katılımıyla gerçekleşen etkinlikte, zaferin yalnızca askeri bir başarı olmadığı; aynı zamanda siyasi, kültürel ve medeniyet açısından da derin etkiler taşıdığı vurgulandı.
Panelde Tarihi Perspektif Ön Plandaydı
Panelin açılış konuşmasını Burhanettin Duran yaparken, oturumun moderatörlüğünü Derya Örs üstlendi.

Moderatörlüğünü Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanı Büyükelçi Prof. Dr. Derya Örs'ün üstlendiği panelde, 2015-2020 dönemi Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Refik Turan, Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Güray Kırpık ve Kastamonu Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cevdet Yakupoğlu konuşmacı olarak yer aldı.
Programda Malazgirt Zaferi’nin tarihsel önemi, farklı disiplinlerden bakış açılarıyla değerlendirilirken, katılımcılar Anadolu’nun Türkleşme sürecinin bu zaferle hız kazandığını ifade etti.
30 Ağustos ve Malazgirt Arasındaki Tarihsel Bağ
Panelde konuşan Prof. Dr. Derya Örs, sözlerine 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı kutlayarak başladı. Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını anan Örs, aynı şekilde Alparslan ve ordusunun Anadolu’yu vatan haline getirmedeki rolünü hatırlattı. Bu iki önemli zaferin, Türk milletinin bağımsızlık mücadelesindeki sürekliliğini gösterdiğini dile getirdi.

“Dünyada Yeni Bir Malazgirt Düzeni Kuruldu”
Prof. Dr. Refik Turan ise Malazgirt Zaferi’nin yalnızca bir meydan muharebesi olmadığını, küresel dengeleri değiştiren tarihi bir kırılma noktası olduğunu belirtti. 26 Ağustos tarihinin hem 1071 Malazgirt Zaferi hem de 1922 Büyük Taarruz açısından taşıdığı anlamın altını çizen Turan, bu tarihin bilinçli olarak seçildiğini ifade etti.
Turan’a göre, Malazgirt’te karşı karşıya gelen Büyük Selçuklu Devleti ile Doğu Roma İmparatorluğu arasında yaşanan mücadele, dünya tarihinin akışını değiştirdi. Selçuklu ordusunun hareket kabiliyetinin temelinde yer alan atlı birliklerin önemine değinen Turan, Kaşgarlı Mahmut’un “At Türk’ün kanadıdır” sözünü hatırlatarak bu askeri yapının zaferdeki rolünü vurguladı.
Sultan Alparslan’ın savaş öncesi sergilediği liderlik örneklerini de anlatan Turan, onun askerlerine moral veren konuşmasının ve kararlılığının zaferin kazanılmasında etkili olduğunu belirtti. Turan, Malazgirt sonrası Selçuklu Devleti’nin siyaset, hukuk ve askeri alanlarda önemli dönüşümler yaşadığını ifade ederek, bu süreci “yeni bir dünya düzeninin başlangıcı” olarak nitelendirdi.
Malazgirt: Bir Varlık Yokluk Mücadelesi
Prof. Dr. Güray Kırpık ise Malazgirt Zaferi’ni stratejik açıdan değerlendirdi. Ani şehrinin 1064 yılında fethedilmesinin, Malazgirt’e giden süreci hızlandırdığını belirten Kırpık, bu savaşın aslında bir savunma mücadelesi olduğunu söyledi.
Sultan Alparslan’ın savaşın yapılacağı zamanı ve coğrafyayı doğru belirlemesinin büyük avantaj sağladığını ifade eden Kırpık, Selçuklu ordusundaki gönüllü birliklerin önemine dikkat çekti. Bu durumun, savaşın bir “ya istiklal ya ölüm” mücadelesi haline geldiğini ortaya koyduğunu belirtti.
Kırpık ayrıca, Alparslan’ın savaş sırasında ordusunun önünde yer almasının, liderlik gücünü pekiştirdiğini ve asker üzerinde moral etkisi yarattığını dile getirdi. Tarih bilincinin önemine de değinen Kırpık, Malazgirt ile Çanakkale Savaşı arasında benzer bir ruh olduğunu ifade ederek, bu bilincin gelecek nesillere aktarılması gerektiğini söyledi.
Yakupoğlu: "Alparslan elbette tek başına değildi"
Kastamonu Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cevdet Yakupoğlu ise Alparslan'ın yanıdaki komutanlar Hacip Aytekin, Gevher Ayin, Saltekin, Emir Sanduk, Afşin Bey, Danişmend Gazi, Mengücek Gazi, Saltuk Bey, Artuk Bey, Dirmaçoğlu Mehmet Bey hakkında bilgi verdi.
Muharebeyi, Büyük Selçuklu Sultanı Alparslan ve kutlu ordusunun kazandığını anımsatan Yakupoğlu, "Birinci rol Alparslan'a aittir. Hayatında yenilgi yüzü görmemiş, kumandanlıkla doğmuş, büyümüş ve o şekilde vefat etmiş meşhur Çağrı Bey'in oğlu olması başlı başına Alparslan için bir artı. Amcası Tuğrul Bey'in ekibi içerisinde yer alarak gençliğinden itibaren iyi bir eğitim görmesi, Horasan Valiliği yapması da bir artı." dedi.
Yakupoğlu, Anadolu coğrafyasının gelecek nesillere kolay bırakılmadığının en önemli örneklerinden birinin Malazgirt Zaferi olduğunu vurgulayarak, "Alparslan elbette tek başına değildi. Savaşı Büyük Selçuklu komutanı Alparslan'ın yönetimindeki Selçuklu ordusu kazanmıştır. Biraz daha genel manada söylersek dönemin İslam ordusu kazanmıştır. Bunun ötesinde bir yerlere mal etmenin hiçbir anlamı yok. Hepsi bizim." ifadelerini kullandı.
Malazgirt Zaferi’nin Günümüze Yansımaları
Panelde yapılan değerlendirmelerde, Malazgirt Zaferi’nin yalnızca geçmişte kalmış bir askeri başarı olmadığı; günümüz Türkiye’sinin kimliğini şekillendiren temel unsurlardan biri olduğu vurgulandı. Anadolu’nun kapılarını Türklere açan bu zaferin, kültürel ve toplumsal yapının oluşmasında da büyük rol oynadığı ifade edildi.
Tarihçiler, Malazgirt’in doğru anlaşılmasının ve genç nesillere aktarılmasının önemine dikkat çekerek, bu tür akademik etkinliklerin tarih bilincini güçlendirdiğini belirtti.





