Kastamonu yerel yönetiminde 15 yıl boyunca belediye başkan yardımcılığı yapan, şehrin meşhur turizm sloganının mimarı, eğitimci ve gazeteci/yazar Mehmet Sayan ile bir araya geldik. Kastamonu’nun dününe, bugününe, Şerife Bacı’nın tarihe kazandırılma sürecine ve sivil mimarinin geleceğine dair hafıza tazeleyici bir röportaj gerçekleştirdik. Söyleşide ayrıca Sayan’ın yarım asır önceki öğrencisi Dursun Kepçeoğlu’nun vefa dolu sözlerine yer verdik.

Şehrin Hafızasını Değiştiren Slogan: “Siz Hiç Kastamonu’yu Gördünüz Mü?”

Mehmet Sayan Döportaj (3)

Mehmet Sayan, Kastamonu’nun turizm çehresini değiştiren ünlü slogan sorusunun doğuş hikâyesini anlatırken, bu sözün aslında bir turizm toplantısı için hazırladığı tanıtım broşürünün başlığı olduğunu belirtiyor. Zamanla Ankara’daki otobüslerin arkasından büyük şehirlerin fuarlarına kadar uzanan bu söz, Kastamonu’nun resmi turizm sloganına dönüşmüş. Mehmet Sayan hocamız, bu slogan ile aynı ismi taşıyan kitabında ise Ankara’da yaşayıp eşini memleketine hiç getirmemiş bir Kastamonulunun hikâyesi üzerinden, şehri dışarıdan görenlerin Kastamonu’ya nasıl hayran kaldığını edebiyatla aktarıyor.

Şerife Bacı Efsanesini Gün Yüzüne Çıkaran İsim

Şehit Şerife Bacı 7

Bugün tüm Türkiye’nin yakından tanıdığı Kurtuluş Savaşı Kahramanı Şerife Bacı’nın toplumsal hafızaya kazınmasında Mehmet Sayan’ın rolü oldukça büyük. 1983 yılında Valilik bünyesinde kurulan komisyonda yer alan Sayan, kütüphanelerdeki eski kaynakları ve Gazi Nurettin Peker’in eski eserlerini tarayarak bu hikâyeyi nasıl gün yüzüne çıkardıklarını şöyle anlatıyor:

“1983 Yılında Valilik bir komisyon oluşturdu. Türk Basın Birliği vardı burada. Kastamonu’da kadınlarımızın İstiklal Savaşı’nda neler yaptığını bir araştıralım dediler. O komisyonda ben de vardım. Biz kaynakları taramaya başladık. ‘Kurtuluş Savaşı’nda Kastamonu’ diye bir kitabı aradık. Fakat bu kitabın baskısı bitmiş, bulunamıyor. Bir tane kitap var kütüphanede o da kaybolmasın diye kilitli bir dolapta saklanıyor. O kitaptaki bilgileri okuduğumda çok etkilendim. Mesela İstiklal Yolu hikayesi, Şerife Bacı hikayesi, Kadın Mitingi hikayesi oradan çıktı. Özellikle Şerife Bacı’nın hikayesi. Şerife Bacı bugünkü Kışla Parkı’nda kadar gelebilmiş.”

Bu tarihi dramı gelecek nesillere aktarmak için edebiyatı bir araç olarak kullandığını belirten Sayan, sürecin devamını şu sözlerle aktardı:

Şerife Bacı Anıtına Da Vesile Oldu

Kastamonu'nun Kahraman Kadını Şerife Bacı'nın Unutulmaz Fedakarlığı 2

“Ben bu olayı bugünün nesline anlatmak istedim. Oturdum şiirini, hikâyesini ve tiyatro metnini yazdım. Bu tiyatroyu Milli Eğitim Müdür Yardımcısıyken okullarda oynattım. Hikayesini gazetelerde yayınladım. Şiiri bayramlarda öğrencilere okuttum. Böylece Kastamonu halkı Şerife Bacı’nın kim olduğunu öğrenmeye başladı. Hiç kimsenin bilmediği Şerife Bacı 1980’li yıllarda tanınır hale geldi. Bunun üzerine dönemin Valisi bizi yanına çağırdı, bir komite oluşturdu yine. Bugünkü Cumhuriyet Meydanı’na dikilecek olan anıtı yaptıracaktı. Dedi ki o anıta bir de Şerife Bacı figürü ekleyelim. Yani böylece ortaya çıkardığım hikaye, Şerife Bacı anıtına da vesile oldu.

Açılışa Dönemin Başbakanı Yıldırım Akbulut Geldi

Açılış için başbakan olarak Yıldırım Akbulut geldi. Böylece televizyonlar kanalıyla Şerife Bacı Türkiye’ye duyuruldu. Bugünse Türkiye’nin çeşitli yerlerinde Şerife Bacı’nın adı verilmiş 28 tane yer var.”

50 Yıllık Bir Tanıklık: Öğrencisinin Gözünden Mehmet Sayan

Mehmet Sayan Döportaj (3)

Mehmet Sayan’ın sadece bir araştırmacı yazar ve idareci değil, aynı zamanda öğrencilerin hayatına dokunan müşfik bir eğitimci olduğunu bugün Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni olan eski öğrencisi Dursun Kepçeoğlu’nun paylaştıklarından da anlıyoruz. Kepçeoğlu, 50 yıl önce Göl Öğretmen Okulu’nda tanıdığı hocasını şu sözlerle anlatıyor:

“Mehmet Saim Sayan Hocamı 50 yıl kadar önce Göl Öğretmen Okulu öğrencisi olduğum yıllarda tanıdım. Beyefendiliği, ağırbaşlılığı ve güven veren ses tonu ile hemen gönlümüzü kazanan bir hocamızdı. İlkokulu yeni bitirmiş çocukların yatılı okulda duyacakları anne baba şefkatinin bir kısmını bulurduk kendisinde.”

Taşköprü’nün Fabrikaları ve Ekonomik Dönüşüm

Doğup büyüdüğü Taşköprü ilçesinin dünyaca ünlü sarımsağının yanı sıra antik Pompeiopolis kazılarıyla da bölgenin parlayan yıldızı olduğunu hatırlatan Sayan, ilçenin geçmişteki ekonomik canlılığına duyduğu özlemi ve fabrikaların kapanış sürecini şu sözlerle dile getiriyor:

“Taşköprü geçmişi olan, mazisi olan, tarihi olan bir şehir. Pompeiopolis Taşköprü’nün geleceğini de aydınlatacak. Yani aynen Antalya gibi, Efes gibi bölgeye ışık saçacak bir yer. Onun için Taşköprü kendiriyle, sarımsağıyla, tarihiyle gurur duyuyoruz. Üzüldüğüm kısım eskiden çok daha canlı olması. Taşköprü’nün kendir fabrikası vardı, Seka kâğıt fabrikası vardı. Şeker Fabrikası bugünkü kapasitesinin çok üstünde bir fabrikaydı. Şimdi o fabrikada çalışan sayısı yarıya düşürüldü. Kağıt fabrikası satıldı, özelleştirildi. Kendir fabrikası kapandı. Böylece oradaki hayatı, ekonomiyi sekteye uğrattı.”

“Açıksöz” Ekolü ve Dijitalleşen Basın

Açıksöz Şubat 1921

Kastamonu’da yerel gazetelerde köşe yazıları yayınlanan, şuan Açıksöz Gazetesi’nde köşe yazarlığı yapan Sayan, yerel medyanın milli mücadeledeki tarihi rolüne ve bugünkü dijital dönüşüme dair çarpıcı tespitlerde bulunuyor:

“Kastamonu basın açısından çok şanslı. İstiklal Savaşı’nda milli mücadelenin sesi olmuş. O devrin büyük isimleri gelmişler, yazılarını burada yayınlamışlar. Dönemin Açıksöz Gazetesinin idarehanesi bir nevi İstiklal Savaşı’nın bürosu olarak kullanılmış. Bugün tabi, yazılı basın yavaş yavaş bitiyor. Ulusal gazetelerin bir baskıları düşmüş. Dijital gazeteler günümüzde daha etkin hale geldi. Ama yine de basılı gazete ayrı bir şey. Gazetenin mürekkebi, sabahları eline gazete almak, gazeteye yazmak, okumak hala önemli.”

Şehircilikte Beypazarı ve Kastamonu Karşılaştırması

1999 Yılında Belediye Başkan Yardımcılığı yapan Mehmet Sayan şehrin sivil mimari zenginliğinin korunması ve turizme tam olarak kazandırılamaması hususunda düşüncelerini şu şekilde paylaşıyor:

“Kastamonu sivil mimari örneği denilen evler sayısı bakımından Türkiye’deki sayılı illerden. Aşağı yukarı 500 civarında sivil mimari örneği evlerimiz var. Bunlar dışında bir de eskiden kalma 100 civarında vakıf eserlerimiz var. Fakat tabi yapılaşma… Bu sivil mimari örneklerinin Safranbolu’da olduğu gibi bir arada kalması, şehrin ise başka yerde yükselmesini sağlamak mümkün olmamış. Restore edilen evlerin çoğu ise turizme kazandırılamadı. Bir derneğe verildi, bir sivil toplum örgütüne verildi, bir vakfa verildi. Onlar da kendileri kullanılıyorlar, kapıyı kilitleyip gidiyorlar. Dışarıdaki insan gidip göremiyor, gezemiyor. Bir Beypazarı gibi işlerlik de kazandıramadık.”

Çivisiz Mucize: Mahmut Bey Camii ve Kayıp Kapının Hikâyesi

Mahmutbey Cami Kapı Müze (3)

Kastamonu’nun inanç turizmi potansiyelini anlatırken sözü 13. Yüzyıldan kalma ahşap mucize Kasabaköy (Mahmut Bey) Cami’ne getiren Mehmet Sayan, tamamen çivisiz (kündekari) ve kök boyalarla yapılan bu UNESCO mirası yapının paha biçilemez tarihi kapısının çalınma hikâyesini paylaşıyor:

“Kastamonu öyle bir yer ki 13. Yüzyıldan kalma Kasabaköy Camii’si var. Türkiye’deki sayılı örneklerden UNESCO tarafından korunmaya alınan yapılardan bir tanesi. Yıllar önce buranın kapısı çalındı. Kapısı bir ustalık eseri, neyse ki yurt dışına kaçıramadı çalanlar. Manisa’da bir okula terk etmek zorunda kaldılar kapıyı. Şimdi kapı müzede, kapının yerine de imitasyonu hazırlanıp koyuldu. Demem o ki; gerek bu camii, gerek Kanuni Sultan Süleyman zamanında yapılan Yakuba Camiisi, gerek 15. yüzyıldan kalan İsmail Bey Camiisi ya da Mehmet Akif’in gelip İstiklal Savaşı’nda vaaz verdiği Nasrullah Camii, Kastamonu’da kültürün hayatının yoğun yaşandığı bir yer olduğunu gösteriyor.”

Kastamonu’ya kattığı değer ve önemli çalışmalardan ötürü Mehmet Sayan hocamıza teşekkür ediyor, sağlıklı bir ömür diliyoruz…

Röportajımızı da Mehmet Sayan hocamızın o meşhur sloganıyla tamamlanıyoruz…

“Siz Hiç Kastamonu’yu Gördünüz Mü?”

(Röportaj: Nazar Ecem Ünal)

Muhabir: Gözde Gül Tonturoğlu