Kastamonu kırsalında büyüyen üniversite öğrencisi Şeyma Nur Karabekir, çocukluk yıllarında tanıklık ettiği sıra dışı olayları bilimsel bir projeye dönüştürerek dikkat çekici bir çalışmaya imza attı. Özellikle köy yaşamında sıkça karşılaşılan bozayıların yerleşim alanlarına inmesi, arı kovanlarına zarar vermesi ve mezarlıklara kadar ulaşması gibi durumlar, genç araştırmacının zihninde yıllar boyunca bir soru işareti olarak kaldı.
Bugün Kırıkkale Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Biyoloji Bölümü’nde eğitimine devam eden Karabekir, geçmişte gözlemlediği bu olayları bilimsel yöntemlerle inceleyerek insan ile yaban hayatı arasındaki çatışmayı anlamayı ve çözüm üretmeyi hedefliyor.

TÜBİTAK Destekli Proje ile Sahaya İndiler
Karabekir’in projesi, danışmanı Prof. Dr. Nursel Baydemir’in rehberliğinde şekillenerek önemli bir destek kazandı. “İnsan-Bozayı Çatışması” başlıklı çalışma, TÜBİTAK tarafından yürütülen 2209-A Üniversite Öğrencileri Araştırma Projeleri Destekleme Programı kapsamında kabul edilerek bilimsel araştırma sürecine dahil edildi.
Bu destekle birlikte proje ekibi, saha çalışmalarına başladı. İlk etapta Zonguldak başta olmak üzere Bartın, Sinop ve yeniden Kastamonu illerinde geniş kapsamlı bir inceleme yürütülmesi planlandı. Ekip, ormanlık alanlarda ayıların izlerini sürerek veri toplamaya başladı.

Bozayıların Davranışları Yakından Takip Ediliyor
Araştırma kapsamında ekip, ayıların yaşam alanlarını ve davranışlarını anlamak için modern tekniklerden yararlanıyor. Ormanlık alanlara yerleştirilen fotokapanlar sayesinde bozayıların doğal ortamlarındaki hareketleri kayıt altına alınıyor.
Bunun yanı sıra ekip, arazide ayak izleri, barınma alanları ve dışkı örnekleri üzerinde de detaylı incelemeler gerçekleştiriyor. Toplanan bu biyolojik veriler, laboratuvar ortamında analiz edilerek ayıların beslenme alışkanlıkları ve yaşam döngüleri hakkında önemli bilgiler sunuyor.

Ayılar Neden Yerleşim Alanlarına İniyor?
Projede yanıt aranan en kritik sorulardan biri, bozayıların neden insan yerleşimlerine yöneldiği. Araştırma sonuçlarına göre bu durumun en temel sebeplerinden biri, doğal yaşam alanlarında yeterli besin bulunamaması.
Bozayıların genellikle bitkisel ağırlıklı beslendiğini belirten Karabekir, özellikle mantar ve benzeri doğal gıdalara ulaşamadıkları dönemlerde köylere inmeye başladıklarını ifade ediyor. Bu durum ise tarım alanlarına zarar verilmesi ve insanlarla karşılaşma riskinin artması gibi sorunları beraberinde getiriyor.

Hem İnsan Hem Yaban Hayatı İçin Çözüm Hedefleniyor
Projenin en dikkat çekici yönlerinden biri, sadece hayvanları değil, aynı zamanda bölge halkını da korumayı amaçlaması. Araştırma sonuçları doğrultusunda, köylerde yaşayan vatandaşlara yönelik bilinçlendirme çalışmaları yapılması planlanıyor.
Elde edilen veriler sayesinde hangi bölgelerde insan-bozayı karşılaşmasının daha sık yaşandığı tespit edilerek, bu alanlarda alınabilecek önlemler geliştirilecek. Böylece hem can güvenliği sağlanacak hem de bozayıların zarar görmesinin önüne geçilecek.
Fotokapanlar ve Veri Analizleri Yol Gösteriyor
Fotokapanlardan elde edilen görüntüler, bozayıların günün hangi saatlerinde aktif olduğunu ve hangi güzergahları kullandığını ortaya koyuyor. Bu sayede riskli bölgeler daha net belirlenebiliyor.
Ayrıca dışkı analizleri, ayıların hangi mevsimde ne tür besinler tükettiğini göstererek ekolojik dengelerin anlaşılmasına katkı sağlıyor. Tüm bu veriler, uzun vadede sürdürülebilir çözümler geliştirilmesine yardımcı olacak.

Lisans Öğrencilerinden Örnek Bir Bilimsel Çalışma
Projeyi özel kılan bir diğer unsur ise lisans öğrencileri tarafından yürütülmesi. Türkiye’de benzer çalışmaların genellikle akademisyenler tarafından gerçekleştirildiğine dikkat çeken proje danışmanı Prof. Dr. Nursel Baydemir, bu çalışmanın genç araştırmacılar için önemli bir deneyim olduğunu vurguluyor.
Batı Karadeniz bölgesinde daha önce yeterince incelenmemiş alanlarda yapılan bu çalışma, bilim dünyasına yeni veriler kazandırmayı hedefliyor.
Bir Yıl Sürecek Kapsamlı Araştırma
Yaklaşık bir yıl sürmesi planlanan proje kapsamında ekip, bölgedeki farklı alanları tek tek inceleyerek kapsamlı bir veri seti oluşturacak. Daha önce araştırılmamış bölgelerde yapılacak gözlemler sayesinde insan-yaban hayatı çatışmasına dair daha geniş bir perspektif elde edilmesi bekleniyor.
Elde edilecek bulguların, hem akademik literatüre katkı sağlaması hem de sahada uygulanabilir çözüm önerileri sunması hedefleniyor.
Doğa ile İnsan Arasında Denge Arayışı
Şeyma Nur Karabekir’in çocukluk merakıyla başlayan bu yolculuk, bugün hem bilimsel hem de toplumsal açıdan büyük önem taşıyan bir projeye dönüşmüş durumda. İnsan ile doğa arasındaki hassas dengeyi korumayı amaçlayan bu çalışma, gelecekte benzer sorunlara çözüm üretecek projeler için de ilham kaynağı olabilir.
Bu tür bilimsel girişimler, doğayla uyum içinde yaşamanın mümkün olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.





