Kastamonu’nun Küre ilçesinde insanı durdurup düşündüren bir manzara var. Bir cami avlusu beklerken, karşınıza tek başına yükselen bir minare çıkıyor. Etrafında ibadet mekânı yok, cemaatin toplandığı bir harim yok, hatta cami yapısına dair izler bile büyük ölçüde silinmiş. Yine de minare, sanki “Ben buradaydım” der gibi, yıllardır aynı noktada ayakta duruyor.

Bu şaşırtıcı görüntünün ardında Küre’nin hafızasına işlenmiş bir hikâye yatıyor. 17’nci yüzyılda yapıldığı tahmin edilen Tabaklar Camii’nin, İstiklal Savaşı döneminde cepheye yemek çıkarıldığına dair anlatılarla anılması, yapının sadece taş ve tuğladan ibaret olmadığını hissettiriyor. Bugün ise mescidin bulunduğu alanın bakımsızlık ve ilgisizlik nedeniyle harabeye dönüştüğü, caminin 1937 yılında yıkıldığı aktarılıyor.

Küre Camisiz Minare (3)

Tabaklar Camii’nin geride kalan hikâyesi

Caminin yıkılmasının ardından minarenin de yıkılmasının konuşulduğu, ancak bu kararın uygulanmadığı söyleniyor. Hatta Küre’ye ziyarete gelen bir ziraat mühendisinin, dönemin parasıyla 12 lira vererek minareyi satın aldığına dair iddia, yerel anlatıların en dikkat çekici ayrıntılarından biri olarak öne çıkıyor. Bu tür hikâyeler, bir yapının kaderini bazen resmi kararlardan çok, tek bir kişinin ilgisinin değiştirebildiğini düşündürüyor.

Tabaklar Camii ve minaresiyle ilgili bilgilerin, Dünya Doğayı Koruma Vakfı tarafından desteklendiği belirtilen “Küre” adlı kitapta da yer aldığı, İsmail Ölmez’in bu yapı hakkında geniş değerlendirmeler paylaştığı ifade ediliyor. Bu da minarenin sadece merak uyandıran bir görüntü değil, aynı zamanda kayıt altına alınmış bir kültür izi olduğunu hatırlatıyor.

Küre Camisiz Minare (1)

Tuğlası, harcı ve ayakta kalma inadı

Minarenin Küre’de üretilen tuğlalardan özel şekilde yapıldığı, sertliğini hâlâ koruduğu anlatılıyor. Dış yüzeyinde Horasan harç ile yapılan sıvanın yer yer dökülmesine rağmen, minarenin eski ihtişamından izler taşıması da dikkat çekiyor. Bulunduğu yerin Müderris Mahallesi olarak anılması ise, yapının geçmişteki eğitim ve dini hayatla bağını güçlendiren bir ayrıntı.

Bugün “camisi olmayan minare” diye anılan bu yapı, Küre’ye gelenlerin fotoğrafını çekip geçtiği bir noktadan daha fazlası. Bir yanda zamanın yıpratıcı etkisi var, diğer yanda korunursa ilçenin hafızasını geleceğe taşıyabilecek güçlü bir simge. Minarenin çevresinde yapılacak küçük bir düzenleme, bilgilendirici bir levha, düzenli bakım ve güvenlik önlemleri bile bu hikâyenin daha görünür olmasını sağlayabilir. Çünkü bazen bir kentin geçmişi, tek başına ayakta kalmış bir minarede saklıdır.

Kaynak: Haber Merkezi