Selçuklu döneminden günümüze kadar uzanan köklü bir sanat dalı olan ahşap oymacılığı, Kastamonu’da açılan özel bir eğitim programıyla yeniden hayat buluyor. Kastamonu Üniversitesi ile Kastamonu El Sanatları Eğitim Merkezi’nin iş birliğinde başlatılan “Ahşap Şekillendirici Kursu”, gençlerin geleneksel sanatlarla tanışmasını sağlarken aynı zamanda mesleki beceriler kazandırmayı hedefliyor.
412 Saatlik Kapsamlı Eğitim Programı
Toplam 412 saat sürecek kurs, katılımcılara hem teorik hem de uygulamalı eğitim imkânı sunuyor. Eğitim programı kapsamında kursiyerlere; ağaç malzeme bilgisi, motif ve desen hazırlama teknikleri, markalama yöntemleri, oyma kalemlerinin doğru kullanımı ve yüzey oyma uygulamaları detaylı şekilde öğretiliyor. Bunun yanı sıra perdah, boya ve vernik işlemleri gibi son aşama teknikler de kursun önemli başlıkları arasında yer alıyor.
Programın en dikkat çeken yönlerinden biri ise katılımcıların hem alçak hem de yüksek yüzey oymacılığı tekniklerinde uzmanlaşmasının hedeflenmesi. Kursiyerler, motifleri simetrik ve estetik bir şekilde ahşap yüzeylere aktararak özgün tasarımlar ortaya koyma becerisi kazanıyor.

Geleneksel Sanat ile Modern Yaklaşım Birleşiyor
Kastamonu Üniversitesi Ahşap Kültürünü Uygulama ve Araştırma Merkezi yetkilileri, kursun yalnızca bir eğitim programı olmanın ötesinde, geleneksel el sanatlarını modern üretim anlayışıyla buluşturduğunu vurguluyor. Katılımcılar, geçmişten gelen teknikleri öğrenirken aynı zamanda çağdaş tasarım anlayışıyla yeni ürünler geliştirme fırsatı yakalıyor.
Bu yaklaşım, özellikle ahşap üretiminde güçlü bir geçmişe sahip olan Kastamonu için büyük önem taşıyor. Bölgenin doğal kaynaklarıyla uyumlu bir şekilde geliştirilen bu eğitim modeli, hem kültürel mirasın korunmasına hem de ekonomik değer oluşturulmasına katkı sağlıyor.

Nitelikli İş Gücü Yetiştirme Hedefi
Kursun en önemli amaçlarından biri de sektöre donanımlı bireyler kazandırmak. Ahşap işleme tekniklerini öğrenen kursiyerler, edindikleri bilgi ve beceriler sayesinde hem kendi üretimlerini gerçekleştirebilecek hem de sektörde profesyonel olarak yer alabilecek düzeye ulaşacak.
Uzmanlara göre, geleneksel tekniklerin modern tasarımlarla birleşmesi, katma değeri yüksek ürünlerin ortaya çıkmasına zemin hazırlıyor. Bu durum da hem yerel ekonomiye katkı sağlıyor hem de el sanatlarının sürdürülebilirliğini destekliyor.

Kültürel Miras Geleceğe Taşınıyor
Ahşap oymacılığı, tarih boyunca farklı medeniyetlerin izlerini taşıyan önemli bir sanat dalı olarak öne çıkıyor. Özellikle Türk-Osmanlı süsleme sanatında sıkça görülen geometrik motifler, bu alandaki zenginliği gözler önüne seriyor. Açılan kurs sayesinde bu köklü mirasın gelecek kuşaklara aktarılması hedefleniyor.
Yetkililer, ahşap sanatının yalnızca geçmişe ait bir değer olmadığını, aynı zamanda geleceğin sürdürülebilir üretim anlayışında da önemli bir rol oynadığını belirtiyor. Bu nedenle kursun uzun vadede farklı eğitim modellerine de örnek olması bekleniyor.

Kursiyerlerden Yoğun İlgi
Eğitime katılan kursiyerler, programdan oldukça memnun. Katılımcılar, ahşap işleme sürecini adım adım öğrenmenin kendileri için hem öğretici hem de keyifli olduğunu ifade ediyor. Kendi emekleriyle ortaya koyacakları eserlerin manevi değerinin yüksek olduğunu belirten kursiyerler, bu deneyimin kendileri için özel bir anlam taşıdığını dile getiriyor.
Ahşapla çalışmanın sabır ve özen gerektirdiğini vurgulayan katılımcılar, bu süreçte malzemeye hassasiyetle yaklaşmayı öğrendiklerini söylüyor. Kurs sayesinde hem kişisel gelişim sağladıklarını hem de yeni bir sanat dalında kendilerini geliştirme fırsatı bulduklarını ifade ediyorlar.

Gelenekselden Geleceğe Uzanan Bir Köprü
Kastamonu’da başlatılan bu anlamlı eğitim programı, geçmişin sanatını geleceğe taşıyan önemli bir adım olarak öne çıkıyor. Ahşap oymacılığını yeniden canlandırmayı hedefleyen kurs, hem kültürel değerlerin korunmasına katkı sağlıyor hem de gençlere yeni bir meslek kapısı aralıyor.
Bu tür projelerin yaygınlaşması, Türkiye’nin zengin el sanatları geleneğinin yaşatılması açısından büyük önem taşıyor. Kastamonu’daki bu girişim ise, geleneksel sanatların modern dünyada da değer bulabileceğini bir kez daha gözler önüne seriyor.





