Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 16. ve 20. dönem Kastamonu Milletvekili Fethi Acar, 9 Haziran 1978 tarihinde düzenlenen İnebolu Şeref ve Kahramanlık Günü etkinliklerine dair dikkat çekici bir anısını paylaştı. Gazeteci Kadir Yıldırım’a konuşan Acar, dönemin Başbakanı Süleyman Demirel’e bizzat davetiye götürdüğünü ve bu süreçte yaşanan önemli bir detayı aktardı.
Acar, davetiyeyi takdim ederken özellikle 9 Haziran’ın İnebolu için “kurtuluş günü” olarak değil, “Şeref ve Kahramanlık Günü” olarak anılması gerektiğinin altını çizdi. Bu ayrımın İnebolu’nun tarihi açısından büyük önem taşıdığını belirten Acar, Demirel’in de bu hassasiyeti dikkate aldığını ve konunun doğru şekilde ifade edilmesi için talimat verdiğini söyledi.
Yanlış İfade Krize Dönüştü
Ancak tüm bu uyarılara rağmen, Başbakanlık tarafından 9 Haziran’da gönderilen resmi kutlama telgrafında İnebolu için “kurtuluş günü” ifadesi kullanıldı. Bu durum, Acar’ın dikkatinden kaçmadı ve hemen dönemin Başbakanı Süleyman Demirel’e iletildi.
Acar’ın aktardığına göre, daha önce açıkça belirtilmesine rağmen yapılan bu hata, Demirel’i oldukça rahatsız etti. Özellikle hassas bir tarihsel anlam taşıyan bir günün yanlış ifade edilmesi, Başbakanlık makamında ciddi bir tepkiye yol açtı.
Özel Kalem Müdürü Görevden Alındı
Yaşanan gelişmelerin ardından dönemin Özel Kalem Müdürü Sami Bey, bu hatanın sorumlusu olarak görüldü. Demirel’in, yapılan uyarılara rağmen aynı yanlışın tekrarlanmasına sert tepki gösterdiği ve Özel Kalem Müdürü’nü görevden aldığı ifade edildi.
Acar’ın anlattıklarına göre Demirel, tepkisini oldukça net bir şekilde dile getirerek, “Tasını tarağını topla git” sözleriyle müdürün görevine son verdi. Bu olay, devlet yönetiminde detaylara verilen önemin ve protokol dilinin ne kadar hassas olduğunun çarpıcı bir örneği olarak hafızalarda yer etti.
Tarihi Günlerin Doğru Anlatımı Neden Önemli?
İnebolu’nun Şeref ve Kahramanlık Günü, Milli Mücadele döneminde gösterilen fedakârlıkların ve kahramanlıkların simgesi olarak kabul ediliyor. Bu nedenle günün doğru isimlendirilmesi, hem tarihsel gerçekliğin korunması hem de toplumsal hafızanın doğru aktarılması açısından büyük önem taşıyor.
Fethi Acar’ın paylaştığı bu anı, yalnızca bir bürokratik hata olarak değil, aynı zamanda devlet ciddiyetinin ve tarihi değerlerin korunmasına verilen önemin somut bir örneği olarak değerlendiriliyor.





