Çalışmaya, Çankırı Postası Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Ercan Şeker, köşe yazarı Kadir Çimen ve yazar Seçkin Küskü katıldı. Heyet, İstiklal Yolu’nun başlangıç noktası olan İnebolu’da hem tarihi alanları ziyaret etti hem de yerel isimlerle bir araya gelerek bilgi alışverişinde bulundu. Ziyaret kapsamında Genel Yayın Yönetmeni Kadir Yıldırım, Belediye Başkan Yardımcısı Necmi Mankaloğlu ve yerel tarih araştırmacısı Mustafa Fakazlı ile görüşmeler gerçekleştirildi.

Araştırma sürecinde İnebolu Belediyesi Kent Müzesi, Türk Ocağı İstiklal Yolu Müzesi ve Kel Seymen Tepesi gibi önemli noktalar ziyaret edilerek, Kurtuluş Savaşı’nın izlerini taşıyan mekânlar detaylı şekilde incelendi. Bu ziyaretler, yürütülen kitap çalışmasının sahaya dayalı verilerle güçlendirilmesini amaçlıyor.
“Tarihi Anlamak İçin Sahaya İnmek Şart”
Ankara Kulübü Derneği Genel Sekreteri ve Türk Ocakları Genel Merkez İdare Amiri Kadir Çimen, saha çalışmalarının önemine dikkat çekerek, yürütülen projenin yalnızca yazılı kaynaklarla sınırlı olmadığını vurguladı. Çimen, yazar Seçkin Küskü’nün uzun süredir üzerinde çalıştığı belgesel romanın son aşamalarına katkı sunmak amacıyla bu ziyaretin gerçekleştirildiğini ifade etti.
“Tarihi olayları sadece belgelerden okumak yeterli değil. Olayların geçtiği coğrafyayı görmek, o yolları yürümek ve mekânları birebir incelemek araştırmaya derinlik katıyor,” diyen Çimen, İnebolu’nun bu anlamda eşsiz bir deneyim sunduğunu belirtti.

Ayrıca geçmişte adı geçen bazı yapıların hâlâ ayakta olmasının kendilerini etkilediğini dile getiren Çimen, İnebolu’nun tarihi dokusunun korunmasının büyük önem taşıdığını ifade etti.
İnebolu’nun Kültürel Mirası Dikkat Çekiyor
Ercan Şeker ise İnebolu’ya ilk kez geldiğini belirterek, ilçenin tarihi atmosferinden oldukça etkilendiğini söyledi. İstiklal Mücadelesi’nde kritik bir rol üstlenen İnebolu’nun, sahip olduğu mimari ve kültürel değerlerle öne çıktığını vurgulayan Şeker, bu potansiyelin doğru şekilde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Şeker’e göre, İnebolu’nun tarihi yapıları büyük ölçüde korunmuş durumda ve yapılacak restorasyon çalışmalarıyla uluslararası düzeyde daha fazla tanınırlık kazanabilir. Özellikle UNESCO Dünya Miras Listesi’ne aday olabilecek niteliklere sahip olduğunu dile getiren Şeker, Safranbolu örneğini hatırlatarak benzer bir sürecin İnebolu için de mümkün olduğunu belirtti.
Çankırı ve Kastamonu’nun Ortak Tarihi
Ziyaret sırasında bölgesel tarih üzerine de değerlendirmelerde bulunan Şeker, Çankırı ve Kastamonu’nun tarihsel olarak birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini ifade etti. Osmanlı döneminde Çankırı’nın uzun yıllar Kastamonu Vilayeti’ne bağlı kaldığını hatırlatan Şeker, bölge tarihine dair yapılan çalışmalarda Kastamonu kaynaklarının önemli bir yer tuttuğunu söyledi.
Bu nedenle iki ilin tarihine yönelik çalışmaların ortak bir perspektifle ele alınması gerektiğini belirten Şeker, kültürel projelerin de iş birliği içerisinde yürütülmesinin önemine dikkat çekti.
İstiklal Yolu’nun Turizm Potansiyeli

İstiklal Yolu’nun yalnızca tarihi değil, aynı zamanda turistik bir değer taşıdığına da vurgu yapan Şeker, güzergâh üzerindeki yapıların korunarak turizme kazandırılması gerektiğini ifade etti. Özellikle Çankırı ve Ilgaz bölgesindeki bazı tarihi noktaların restorasyona ihtiyaç duyduğunu belirten Şeker, bu alanların daha görünür hale getirilmesinin bölge turizmine katkı sağlayacağını söyledi.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ziyaret ettiği önemli durakların yeniden canlandırılmasıyla İstiklal Yolu’nun daha geniş kitlelere ulaşabileceğini belirten Şeker, bu hattın güçlü bir kültür ve tarih rotasına dönüşebileceğini dile getirdi.
Belgesel Roman İçin Son Aşamaya Gelindi
İki gün süren saha çalışmasının sonunda heyet, İnebolu’nun Kurtuluş Savaşı’ndaki stratejik rolünün daha geniş kitlelere anlatılması gerektiği konusunda görüş birliğine vardı. Hazırlıkları devam eden belgesel romanın, İstiklal Yolu’nun bilinmeyen yönlerini, yaşanmış hikâyeleri ve Milli Mücadele ruhunu okuyucularla buluşturması hedefleniyor.
Yapılan bu kapsamlı saha araştırmasının, eserin son düzenlemelerine önemli katkılar sunacağı belirtilirken, projenin hem akademik hem de kültürel anlamda değerli bir kaynak olması bekleniyor.





