Son günlerde Türkiye’nin farklı bölgelerinde görülmeye başlanan iri çekirgeler, vatandaşlar arasında endişeye yol açtı. Özellikle Marmara Bölgesi’nde sıkça görüntülenen bu türün Karadeniz’e, hatta Kastamonu’nun çeşitli ilçelerine kadar ulaşması dikkat çekti. Cep telefonu kameralarına yansıyan görüntüler sosyal medyada hızla yayılırken, konuyla ilgili uzmanlardan açıklama geldi.
'Beyaz Yüzlü Çalı' Olarak Biliniyor
Kastamonu Üniversitesi’nde görev yapan Öğretim Üyesi Dr. Cihan Cılbırcıoğlu, halk arasında “dev çekirge” olarak bilinen bu türün aslında yeni olmadığını belirtti. Cılbırcıoğlu’na göre bu canlı, “beyaz yüzlü çalı çekirgesi” olarak biliniyor ve Türkiye’de ilk kez 1950 yılında kayıt altına alındı. Uzman isim, bu çekirgelerin daha önce de benzer dönemlerde ortaya çıktığını ve endişe edilecek bir durum olmadığını vurguladı.

İstilacı Değil, Doğal Bir Tür
Görünüş olarak iri yapısıyla dikkat çeken ve bazı bireylerde 20 santimetreyi aşabilen bu çekirgeler, ilk bakışta korkutucu olabiliyor. Ancak uzmanlara göre bu durum yanıltıcı. Cılbırcıoğlu, söz konusu türün istilacı ya da yayılmacı bir özellik taşımadığını belirterek, belirli dönemlerde popülasyonunun arttığını ifade etti. Bu artışın yaklaşık 5-6 yılda bir zirve yaptığına dikkat çeken uzman, bu yılki yoğunluğun da doğal döngünün bir parçası olduğunu söyledi.

Ayrıca bu türün kökeninin Güney Avrupa’ya, özellikle İspanya ve İtalya’ya dayandığı, Balkanlar üzerinden Türkiye’ye ulaştığı bilgisi paylaşıldı. Yani görülen çekirgeler, dışarıdan yeni getirilen ya da farklı bir amaçla yayılan canlılar değil; uzun yıllardır bölgede varlığını sürdüren doğal bir tür.
İnsanlara ve Tarıma Zararı Yok

En çok merak edilen konulardan biri de bu çekirgelerin insanlara ya da tarım ürünlerine zarar verip vermediği. Cılbırcıoğlu, bu konuda net konuşarak, çekirgelerin insan etiyle beslenmediğini ve insanlara doğrudan zarar vermediğini belirtti. Ancak dikkat edilmesi gereken küçük bir detay var: Güçlü çene yapısına sahip oldukları için elle tutulduklarında savunma amaçlı ısırabilirler. Bu nedenle doğrudan temas edilmemesi öneriliyor.
Kenelerle Besleniyor

Tarım açısından da herhangi bir risk söz konusu değil. Uzmanlara göre beyaz yüzlü çalı çekirgesi, bitkiyle beslenen bir tür değil. Aksine, keneler ve küçük böceklerle beslenerek ekosistemde faydalı bir rol üstleniyor. Bu yönüyle zararlı değil, aksine doğal dengeyi koruyan avcı bir tür olarak değerlendiriliyor.
Küresel Isınma Etkili Oldu

Bu yıl çekirge popülasyonunun artmasında iklim koşullarının önemli rol oynadığı belirtiliyor. Özellikle kış ve ilkbahar aylarının beklenenden daha ılıman geçmesi, bu canlıların daha hızlı çoğalmasına zemin hazırladı. Küresel ısınmanın etkisiyle yaşam alanlarını genişleten çekirgeler, bu nedenle daha sık görülür hale geldi.
Ancak bu durumun kalıcı olmadığı ifade ediliyor. Uzmanlar, bu çekirgelerin yaşam döngüsünün kısa olduğunu ve yaz dönemi içerisinde etkilerinin azalacağını belirtiyor. Tahminlere göre yaklaşık bir ay içinde popülasyon önemli ölçüde düşecek ve gözle görülür yoğunluk ortadan kalkacak.
Asılsız İddialara Dikkat

Son günlerde sosyal medyada yayılan “çekirgelerin biyolojik amaçlarla bırakıldığı” yönündeki iddialar da uzmanlar tarafından kesin bir dille yalanlandı. Bu tür söylemlerin bilimsel bir dayanağı olmadığı vurgulanırken, vatandaşların bu tür asılsız bilgilere itibar etmemesi gerektiği ifade edildi.
Öte yandan, çekirgelerin gece ışığa yönelme eğilimi gösterdiği ve bu nedenle evlere girebildiği belirtiliyor. Bu tür durumların önüne geçmek için sineklik kullanımı öneriliyor. Ev içerisinde görülmeleri halinde ise elle müdahale edilmeden dikkatli şekilde uzaklaştırılmaları tavsiye ediliyor.
Kastamonu’nun İnebolu ilçesinde bir iş yerinin camına konan yaklaşık 10 santimetrelik çekirgenin görüntülenmesi de bu türün bölgedeki varlığını gözler önüne serdi. Kısa süre sonra gözden kaybolan çekirge, aslında bu canlıların geçici misafirler olduğunun da bir göstergesi.
Uzmanların ortak görüşü ise net: Görünüşleri ürkütücü olsa da bu çekirgeler doğanın bir parçası ve kısa süre içinde ortadan kaybolacaklar. Bu nedenle paniğe gerek yok.





