ATV ekranlarında izleyicinin yakından takip ettiği ABİ, dördüncü bölümüyle tempoyu bir anda yükseltiyor. İlk üç bölümde kurulan ilişkiler, saklanan gerçekler ve aile içi gerilimler bu kez tek bir olayın etrafında kilitleniyor. İzlerken insanın aklından şu geçiyor, bir zarfın içine sığan sır, koca bir ailenin dengesini gerçekten bu kadar hızlı bozabilir mi.
Bu bölümde hikâyenin nabzı, Kenan İmirzalıoğlu’nun hayat verdiği Doğan ile Yılmaz’ın konteyner parkında yaşanan silahlı saldırının arkasını kurcalamasıyla atıyor. İkili, saldırının ardındaki isimleri bulmaya çalışırken, Afra Saraçoğlu’nun canlandırdığı Çağla’nın vurulması bütün hesapları yerinden oynatıyor. Kısa sürede anlaşılıyor ki hedef Çağla değil, onun elindeki zarf ve fotoğraflar, yani birilerinin saklamaya çalıştığı geçmiş.
Zarfın peşindeki yapı giderek yaklaşıyor
Doğan, saldırı sonrası büyük resme daha net bakmaya başlıyor. Bu işin rastgele bir hesaplaşma olmadığını sezdiği anda, aileyi saran karanlık yapının düşündüğünden çok daha derinlerde olduğunu kabul etmek zorunda kalıyor. Çağla ise yaralı olmasına rağmen geri çekilmiyor. Hem Melek’i kurtarmak, hem de Behram’ın gerçeğini açığa çıkarmak için Doğan’ın yanında durmayı seçiyor. Bu kararlılık, “taşıyamam” denilen yüklerin bazen inatla taşındığını hatırlatıyor.

Didem’in şantaj hamlesi krizi büyütüyor
Öte yandan Sinan ve Altın, geçmişin izlerini silmek için panik içinde hareket ediyor. Temizlik dedikleri şey yalnızca ortalığı toparlamak değil, gerçeğin izini kaybettirmek. Tam bu noktada Didem devreye giriyor. Adım adım takip ettiği sürecin sonunda eline geçen görüntülerle ikilinin karşısına çıkıyor, elindeki kartı açık oynuyor ve şantajla dengeleri daha da geriyor. Ailenin içindeki güven duygusu zedelenirken, dışarıdan gelen tehdit de aynı anda büyüyor.
Eski bir fotoğraf, bakımevine uzanan bir kapı aralıyor
Bölümün en merak uyandıran kırılma noktası, Doğan’ın eline geçen eski bir fotoğraf. Bu fotoğraf, Behram’ın saklı geçmişine açılan bir kapı gibi duruyor ve izleri bir bakımevine taşıyor. Her yeni bilgi, önceki soruları kapatmak yerine yenilerini ekliyor. Aynı sırada cezaevindeki Melek’i de yeni bir kabusun beklediği hissediliyor, sanki içerideki tehlike de dışarıdaki kadar yakın.
Üstüne bir de Genco’nun beklenmedik ziyareti eklenince, dördüncü bölüm izleyiciye “rahat bir nefes” değil, daha keskin bir merak bırakıyor. ABİ, bu bölümde aileyi bir arada tutan bağların ne kadar kırılgan olabileceğini gösterirken, bir yandan da şunu soruyor, gerçekler saklandıkça mı büyür, yoksa konuşuldukça mı dağılır.





